 |
| Leyla gencer |
Google 20. yüzyılın en önemli
sopranolarından biri olarak görülen Leyla Gencer'in 85'inci Doğum gününü
özel bir doodle ile kutladı.Adına gümüş hatıra para bile basılan
Gencer'in gırtlağını kullanma tekniği opera literatürüne "gencerate"
olarak geçmiştir.
 |
| leyla gencer para |
Türkiye'de belki de en az yatırım yapılabilen,
tanınan alanlardan biri operayken ortaya çıktı Leyla Gencer. İnanılmaz
yeteneğiyle değil türkiye'nin dünyanın bile diva kabul ettiği bir isim
oldu. Öyle ki Googlee 20. yüzyılın en önemli sopranolarından birisi
olarak gördüğü Gencer 'in doğum gününü bugün özel bir doodle
hazırlayarak kutladı.
Leyla Gencer 1928'de Polonezköy'de doğdu. Babası Safranbolulu köklü
Müslüman bir ailenin oğlu olan Hasanzade İbrahim Bey, annesi Polonyalı
Katolik bir ailenin kızı olan Alexandra Angela Minakovska'dır. Ailesi
sonradan Çeyrekgil soyadını aldı. Annesi, İbrahim beyle evlendikten
sonra Müslüman olup Atiye adını aldı. Gencer ileriki yıllarda bir
röportajında "Müslüman ve oryantal bir altyapıdan geliyorum"
demiştir.Leyla, babasını genç yaşta kaybetti. 1946'da varlıklı bir
bankacı olan İbrahim Gencer ile evlendi ve Gencer soyadını aldı.
KORİSTLİKTEN DİVALIĞA GİDEN YOL
Leyla
Gencer, Devlet Tiyatroları Ankara Operası'nda korist olarak görev
yapmaktayen Ankara'ya geldiği yıl (1950'de) sahnelenmeye başlayan
Cavallerina rusticana operasında Santuazza rolü ona verildi, Gencer'in
opera kariyeri bu rolle başladı.Leyla Gencer, Ankara Devlet Operası'nda
görev yaptığı 1950-1958 yılları arasında devlet konuklarına verilen
resitallerde en çok görev alan sanatçılardan oldu. ABD devlet
başkanlarından Harry S. Truman, Dwight Eisenhower, Yugoslavya'nın
kurucusu Mareşal Tito, İran Şahı Rıza Pehlevi ve eşi Prenses Süreyya,
Ürdün Kralı Hüseyin, huzurunda resitaller verdiği devlet
konuklarındandır.
NAPOLİLİ TÜRK
İlk
defa 1953 yılında, Türkiye ile İtalya arasında imzalanan Kültür
Anlaşması çerçevesinde bir radyo konseri vermek için Roma'ya gitti. Bu
konserin başarısı üzerine Napoli Yaz Festivali'nde sahnelenen Cavelleria
rusticana operası'nda başrol üstlenmek fırsatını elde etti. Bir sonraki
sezon Napoli'nin ünlü San Carlo Operası'nda Eugenio Onegin ve Madam
Butterfly operalarında başrol oynama teklifi aldı. Leyla Gencer'in
uluslararası platformdaki opera serüveni böylece başladı, Madam
Butterfly operasındaki başarısı ile Napolillerin sevgisini kazanan
Gencer, Napolili Türk olarak anılmaya başladı. Bu başarı bir sonraki
sezon San Carlo Operası'nda sahnelenen La Traviatadaki Violetta rolü ile
sürmüştü. Sanatçı "La Traviata"'yı Palermo, Trieste, Ankara, Torino,
Varşova, Poznan, Lodzi Krakov'da, Viyana Devlet Operası'nda Herbert von
Karajan yönetiminde, San Francisco ve Philadelphia'da, Moskova ve
Leningrad'da seslendirdi. 1956'da San Francisco operasında San Francesca
da Rimini operasında son anda oynayamayacağını bildiren ünlü soprano
Renata Tebaldi'nin yerine başrolü seslendirdi. Eserin San Francisco ve
Los Angeles temsillerinden sonra San Francisco operası ile kontrat
imzaladı.
CALLAS GELMEYİNCE
1957
sezonunda San Fransicso Operası'nda sahnelenen La Traviata operasında
başrolü Leyla Gencer, Lucia di Lammermoor operasında ise dünyaca ünlü
soprano Maria Callas üstlenmişti. Callas'ın gelmemesi üzerine Lucia
rolünü de Gencer üstlendi ve büyük başarı kazandı. O günden başlayarak
ABD'de sayısız opera temsili, resital, konser gerçekleştirdi.
EN BÜYÜK HEDEFLERİNDEN BİRİYDİ
26
Ocak 1957 gecesi Leyla Gencer, kendisine koyduğu Milano'nun ünlü La
Scala Tiyatrosu'nda sahneye çıkma hedefine ilk defa ulaştı. Fransız
besteci Francis Poulenc'in Carmelit'lerin Diyaloğu eserinin dünyadaki
ilk temsilinde başrolü (Lidoine-başrahibe) oynadı. Scala'daki ilk
sahneye çıkışından sonra Gencer, 18 Şubat 1957'de tüm zamanların en
büyük orkestra şefi kabul edilen ve kısa bir süre önce ABD'de hayatını
kaybeden Arturo Toscanini için Milano'nun Duomo di Milano Katedralı'nda
düzenlenen görkemli cenaze töreninde Verdi'nin Requiem'i
seslendirilirken soprano partisini başarıyla söyledi. Bu başarının
ardında La Scala Operası'nın Köln Operası'nın açılışı nedeniyle
düzenlediği turnede Verdi'nin Kaderin gücü adlı eserinde başrol oynadı.
1958'de Pizzetti'nin dünyada ilk gösterimi gerçekleşen Katedral'de
Cinayet adlı eserinde başrahibe rolünü, ardından Boito'nun az bilinen
Mefistofele operasında Margherita rolünü üstlendi.
MİLANO'YA YERLEŞTİ
Leyla
Gencer, 1958 yılında kontratı feshedilinceye kadar yurtdışındaki
operalarda Ankara Devlet Operası Sanatçısı sıfatıyla rol aldı. 1958'de
görevine son verildikten bir süre sonra Milano'ya yerleşti. 1958'de
İtalyan Radyosu'nda Donizetti'nin "Anna Bolena" operası Leyla Gencer'in
yorumuyla yayımlanmıştı (Bu yayım, 1980'de plak olarak piyasaya çıktı).
Bu yorumun başarısı üzerine ünlü orkestra şefi Vittorio Gui şefliğini
yaptığı 3 ayrı eserde, 3 ayrı kentte (Palermo, Floransa Roma Operaları)
başrol teklif etti. Gencer böylece 1959 yılı Floransa Festivali'nin
açılışında Verdi'nin 1849'dan beri hiç sahnelenmemiş "Legnano Savaşı"
adlı eserinde başrolü oynadı. Bunu, Palermo'da Verdi'nin "Macbeth"
Operası, Roma'da Mozart'ın "Don Giovanni" Operası'nı seslendirdi.
1985 YILINDA SAHNEYE VEDA ETTİ
Gencer, 1960'larda mesleğinin doruğuna çıktı. Hiç bilinmeyen operaları
seslendirmeyi sürdürdü. 1963'te Verdi'nin unutulmuş operası "Kudüs"te
başrol Elena'yı oynadı. Bunu Donizetti'nin hiç bilinmeyen operası
"Robert Devereux"daki Kraliçe Elizabeth rolü ve Bellini'nin 130 yıldır
sahnelenmeyen "Beatrice di Tanda" operası takip etti.
1985 yılında
sahneye veda eden sanatçı, 1983-1988 yılları arasında As. Li. Co.’nun
genel sanat yönetmenliğini yürüttü, 1997-1998 arasında La Scala
korosunun genç sanatçılar okulunda yöneticilik yaptı, vefatına kadar La
Scala Tiyatrosu'nda opera sanatçıları için kurulan akademinin sanat
yönetmenliğini yapmaktaydı. Gencer, aynı zamanda opera yorumu üzerine
dersler vermeye devam ediyordu. Uluslararası yarışmalarda seçiciler
kurulu üyelikleri yapan, festivallere, seminer ve konferanslara katılan
Leyla Gencer, İstanbul’da kendi adını taşıyan “Uluslararası Şan
Yarışması”nın kurucusudur. Yarışma, 1995 yılından beri düzenlenmektedir.
EVİNDE KALP KRİZİ GEÇİRDİ
Türkiye
Cumhiryeti Devlet Sanatçısı olan Leyla Gencer 10 Mayıs 2008'de
Milano'daki evinde kalp ve solunum yetmezliği sebebi ile vefat etti.
Leyla Gencer’in cenazesi 12 Mayıs günü Milano’da La Scala Operası’nın
Santa Babila Kilisesi'nde düzenlenen bir törenden sonra vasiyeti
doğrultusunda krematoryumda götürülerek yakıldı.
KÜLLERİ BOĞAZ SULARINA SERPİLDİ
Leyla Gencer'in külleri daha sonra İstanbul'a getirildi. Kendi
vasiyeti gereği küller, 16 Mayıs günü Dolmabahçe Sarayı ile Dolmabahçe
Camii arasındaki yapılan bir törenden sonra Dolmabahçe açıklarında Boğaz
sularına döküldü. Törende, Mozart'ın Requiem'inden "Lacrimosa" ile
Ahmed Adnan Saygun'un "Yunus Emre Oratoryosu"'nun 5, 12 ve 13. bölümleri
İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestra ve Korosu tarafından
seslendirildi
ADINA HATIRA PARA BASILDI
Leyla
Gencer, 1988 yılında "Devlet Sanatçısı" unvanıyla onurlandırıldı. 2004
yılında Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü tarafından 1000 yılın
Türkleri özel koleksiyonunda adına 15.000.000 TL değerinde 0.999 ayar
gümüş hatıra para basıldı.
GENCERATE TEKNİĞİ
Leyla
gencerin gırtlağını kullanma tekniği opera literatürüne "gencerate"
olarak geçmiştir. Gencerate leyla gencer stilinde okuyabilmek anlamına
geliyor. Zeynep Oral'ın yazdığı tutkunun romanı Leyla Gencer'in
hikayesidir.